Sayfalar

7 Mayıs 2011 Cumartesi

nerede yaşamak isterdiniz? Did I say it out loud Yüksek sesle mi söyledim

 Anketlerde karşılaşırız bazen böyle sorularla,yada arkadaş sohbetinde ,belki okulda dersin konusunun geldiği nokta olur bu soru.'İmkanınız olsaydı nerede yaşamak isterdiniz?'         Soru insanın beyninde anlamlandırılınca hemen bir listeleme ve analiz işlemi başlıyor sanki bilincimizde. Kıtaları,ülkeleri,şehirleri gözden geçiriyoruz.Sonra belki iklimler,mevsimler,o coğrafyanın dağları,nehirleri,adaları geliyor akla.Akabinde de belki oraların insanları,kültürleri,değerleri,inanışları,tarihi,önemli yapıları,mimarisi,literatürü,ekonomisi gibi değerler sıralanıyor önümüzde.        
 Senkronize bir şekilde kendi beğenilerimizi ve kendimizi uzak hissettiğimiz somut-soyut her şeyi gözden geçiriyoruz.Kimi deniz olmazsa olmaz diyor.Kimi bir dağ kasabası,ala bildiğine yeşillik,temiz hava diyor.Kimi insansız olmaz diyor ve metropoller vazgeçilmezim diyor.Kimi şehrimde köprü olmalı,ne zaman kendimi tuhaf hissetsem orada yürümeliyim yada uzaktan onu izlemeliyim ve dağınık olan tüm düşüncelerimi sanki o köprü yardımıyla bağlıyormuşum gibi hissetmeliyim diyor.        Buradan hareketle şu noktaya varıyoruz;herkes tanımlarına en uygun ülkelerin,şehirlerin isimlerini veriyor ve çoğu zamanda gidip görmediğimiz,havasını solumadığımız coğrafyalar oluyor bu 'uygun' diye tabir edilen yerler.       Oysa bu soruyu soran bize imkan verse,dese ki 'Hadi git bakalım o zaman oraya,artık orada yaşa,ben sana bu fırsatı veriyorum.'İstisnalar hariç insanların bunu göze alıp gidebileceğini sanmıyorum.O istisnalarında yarısının umduğunu bulamayacağını tahmin ediyorum.      Böyle söylüyorum çünkü bence kara parçası heryerde aynı.Elbette farklı özellikleri var,ayrıntılı bakıldığında biri diğerine katiyen benzemiyor ancak benim demek istediğim bu değil.Öyle yada böyle dürüstçe gözden geçirdiğimizde her yer birbirinin aynı gibi,zihnimizde farklılığı yaratansa 'insan' faktörü bence.      Sevdiklerimiz,ailemiz neredeyse orası anlamlı bizim için.Bir göz gezdirin bakın beyninizdeki verilere,bana hak vereceksiniz.Kendimden örnek vermem gerekirse,İstanbul herkesin çok sevdiği bir şehirdir,bende severim onu ama diğerlerinin sevdiği gibi değil.Çünkü benim ailemden kimse yok orada yada geçmişimde orada hiç yaşamamışım.Ama Denizli'nin İnceler Kasaba'sı dendiğinde kara dut ağacı gelir aklıma.Teyzemin ben her ağaca çıkışımda 'Sakın üstüne dökme,lekesi çıkmıyor.' deyişi çınlar kulağımda.Hemen aklıma kapımızda duran köpeğimiz Bulut gelir,yan komşunun odun fırını,yörenin tek bakkalına giden yol gelir aklıma,içim ısınır.Oralar benim için anlamlıdır.Belki kimseye aynı anlamı vermez ama bana da başkasının İstanbul'u çok uzaktır.      Bu bağlamda özetlemek gerekirse,belki alışkanlıklardan,belki genlerimizden geçen unsurlardan dolayı bizde yer eden coğrafyalar sevdiklerimizin olduğu ortamlar.Kendimizi mutlu,huzurlu hissettiğimiz şablonları arıyoruz bilinçli veya bilinçsiz.Bu sebeplerden siz siz olun ne zaman bu soru sorulsa coğrafyaya göre değilde sevdiklerinize göre gözden geçirin seçeneklerinizi,bence...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder