Sayfalar

21 Şubat 2014 Cuma

andthatswhoBuseis - ve bu Buse ( bu röportajımın konuğu Buse :)



    Akıl yaşta değil baştadır sözünün bir katını gibidir benim için  Buse.Tanıdığım çoğu insana göre daha olgun,kendini geliştirme çabasında olan,öğrenmeye daima açık,ön yargılarını en aza indirgemiş,farklı ama bir o kadarda içimizden bir karakterdir.Elimde olsa cidden tek tek hepinizi tanıştırmak isteyeceğim bir arkadaşım,oradan anlayın önemini benim için :) Hepinizle tek tek tanıştırmanın en akılcı yolu onunla bir röportaj yapmak olduğundan sizlere Buse ile ilgili bir yazı hazırladım.Sağolsun Buse beni kırmadı,resimleri seçti,onlarala bağlantılı sorularımı cevapladı ve işteeeeee çevresine pozitif enerji veren,hayatın tüm zorluklarına rağmen hem hayata hemde çevresine gülümseye bilen,ne istediğini bilen ve almak için çabalayan,insani yönleri son derece gelişmiş ki bu durumdan kimi zaman yorgun düşen,dünya tatlısı kişilik Buse....







-Bu resmi seçerek bize “ben kendi hayatımın kontrolünü elimde tutuyorum ve kimsenin karışmasına izin vermiyorum” demiş oluyorsun en azından Cambridge sözlüğü bu şekilde anlamlandırmış “be your own person” durumunu. Kendi hayatını kontrol edebilmek bence muazzam bir şey ve hiçbir zaman başaramadığımdan bunu yapabilenlere çok saygı duyarım ancak tıpkı her durumda olduğu gibi bununda zor olan yanları vardır diye düşünüyorum, sence zor tarafları var mı varsa neler?

:) Zor mu? Hiç kolay olmuyor.  Herkes kadar bende şahsına münhasır bir insanım.(her insan özel ve güzeldir)  Ama insanlar seni hiçbir zaman olduğun gibi kabul etmek istemezler. Özellikle ailelerimiz. Bizlerin bir birey olduğunu ya çok geç fark ediyorlar ya da etmiyorlar, etmek istemiyorlar.İstediğim gibi hareket ediyorum ama kontrolümü kimi zaman kaybettiğim de olmuyor değil. Ama her ne kadar kontrolü kaybetsem de dümeni başkasına teslim etmiyorum. Boş dümenle bir o bir bu yana savrulup gidiyorum ama bu da benim seçimim.  Kimi zaman vurdumduymaz, özgür kız olarak adlandırılarak cezalandırılmaya çalışıldığımın farkındayım.  Bunun dışında birbirinden farklı sosyo-kültürel özellikte insanlarla zaman geçirmeyi seviyorum. Ama bir kalıba da uymak istemiyorum. Arkadaşlarım bu durumu her zaman hoş karşılayamayabiliyor.  İçimden geldiği gibi yaşamaya çalışıyorum. Elbette dışsal faktörler hayatımı etkiliyor. Baskılar çok fazla. Ben hayatımdaki insanları çok fazla önemsiyorum. En büyük hatam bu olmalı :) Hayatındaki insanlara ne kadar fazla değer verirsen o kadar incinirsin ve baskılar o oranda artar.  Ama hep derim: bu hayat benim ve kontrol bende olmayacaksa başkasında da olmayacak :) Hayata her şeye rağmen kocaman bir kucak açarak gülümsemek gerekli aynı resimdeki gibi. Temiz havayı ciğerlerimize çekmeli ve teşekkür etmeyi unutmamalıyız. Hiçbir hayat kolay değil. Binlerce ev, kapı eşittir binlerce hayat, binlerce sıkıntı, keder ve hüzün. Hepsi en zor, hepsi en acı. Önemli olan kendin olmak :) farklı olmaya çalışmaya hiç gerek yok zaten hepimiz farklı birer renk olarak yer alıyoruz bu hayatta.  İnadına sevmek, inadına yaşamak ve inadına gülümseyerek hayata kucak açmayı bir gün öğreneceğimize inanmalıyız.




-Bazen kafanın karışık olması insan doğasında olan bir şey olarak düşünüyorum ancak sen her zaman karışığım demişsin. Karmaşık bir durumda hissetmen kendini içsel bir durum mu yoksa dışsal bir durum mu sence? Yani sen mi kararsızsın ve çok detaycısın yoksa dış dünyadaki belirsizlik mi seni tedirgin ederek bir sonraki adımı alternatifleriyle düşünmeye teşvik ediyor? 

  Her ikisi de :)Evet fazla detaycıyım. Bazen detaylarda boğulacağımı hissediyorum. Ayrıntıya çok takılıyorum. Bir işle uğraşıyorsam onun kusursuz olmasını istiyorum buna çaba gösterirken kendimin mükemmel olmayışı aklıma gelerek hayal dünyasından gerçeğe dönüyorum ansızın.:) Kararsız mıyım sorusuna gelince  önemsiz konularda evet kararsızım. Mesela menüden hangi sevdiğim ya da seveceğim yeni tadı denesem? :) Ama hayattan ne istediğimi biliyorum. Ne istediğini bilmez bir yapıda değilim hatta söz konusu ciddi şeyler olduğu zaman gayet kararlı bir duruşum olduğunu düşünüyorum. Tabi ki dışarıdan farklı gözüküyor olabilir :) İş, kariyer gibi alanlarda daha tutarlı olmama rağmen, insan ilişkilerinde daha duygusal ve karmaşık olabiliyorum. İkizler Burcu’yum. Doğuştan kararsız ve dengesiz bir yapıya yatkınım:)  Havanın gün içinde değişim göstermesi gibi benimde ruh halim sürekli değişim halinde :) bu sebeple birden çok duyguyu aynı anda yaşayabiliyorum.  Farklı şeyler denemek isteyebiliyorum.  Ama şartlar farklı olunca tıkanıp kalıyorum ve bir karmaşanın ortasında kendimi oturmuş olarak buluyorum.  Ufak bir not: maymun iştahlı değilim :) sadece hayat kısa ve yapılacak o kadar çok şey var ki şartlardan ötürü bir şeylerin yerinde sayması canımı sıkıyor :)





-Yabancılara gülümserim diyorsun, bu pozitif olduğunun ve çevrene de bunu yayma çabanın bir göstergesi olarak yorumlana bilir mi?

   Olabilir :) Enerjinin olumlu etkisine inanıyorum.  Gülümsemek önemli unutuyoruz bunu kimi zaman. Hayat çok mu harika diyecekler belki gülümsemek için bir sebep isteyecekler ama gülümsemelisin çevrendeki insanlar için. Yolda giderken sana gülümseyen bir insan bir anda bütün olumsuzluğu hayatından alır götürür ve bir bakmışsın yol boyu sırıtmışsın. Bazen benimde enerjimin düşük olduğu zamanlar oluyor ama karşımdan aldığım pozitif etkiyle gülümsemeye başlıyorum. Teşekkür için gülümsemeyi unutmamalıyız :)  pozitif düşün, pozitif yaşa…




-Kelimelere âşık oluyorsun, peki seni şu ana kadar en çok etkilemiş kelimeler kime ya da kimlere ait?

     Tek bir kişi ya da birileri olarak sınırlandırmak zor aslında.  Nasıl desem? Kimi zaman bir şiir, bazen bir romanın itinayla dizilmiş cümleleri,  bir şarkının hüzünlü ya da şımarık sözleri  ya da sanatçının bir gerçekliğe dikkat çekmek için kullandığı ifadeler… Kelimeleri seviyorum :) kimi nefreti zarafetle anlatır, kimi politikayı, kimi yalnızlığı, kimi acıları… Güzel olan her şey güzeldir. Doğru ve güzel olan şey iyi olduktan sonra kimin söylediği önemli olmamalıdır :) 





-Hiç aşık olmadım diyorsun, acaba aşık oldun da farkına varmadın gibi bir durum olabilir mi? Bunu soruyorum çünkü “aşık olmak” kavramı kişiden kişiye sanırım değişiyor ve herkes illa karnında kelebekler hissedecek diye bir kural yok diyorlar :) peki sence aşık olmakla sevmek arasında bir fark var mı varsa nedir?

   Sanmam:) Olsaydı bilmem gerekmez mi? :) Elbette ki kişiden kişiye değişiyordur.  Bir de bizim zamanımızda anlamını yitiren bir kelime oldu sanırım. Ben Türk filmlerinde hala olduğuna inanıyorum. Belki de o kadar farklı işlerle meşguldüm ki âşık olmaya zamanım kalmamıştır.  Bence kelebekler şart:) Birazda Kürşat Başar’ın Başucumda Müzik kitabının arkasındaki sözlerden gerekli. (Asıl sorun fazla anlam yüklemekte olabilir:) )Sevmekle aşkın arasındaki farka gelince farksızlık:) ya da ben bu gidişle böyle bir karara varacağım :) Bence ikisi de zamanla oluyor. Bir insanı güzel kılan davranışlarıdır. Bir insanı tanırsın o konuşur konuştukça ya güzelleşir ya da çirkinleşir. İnsanlar dışarıdan baktığında nötrdür. Hepsi aynıdır onları zaman, davranış ve düşünceleri güzel ya da çirkin kılar :)



-Aşkında sevginin de zamanla olacağına inanıyorsun, o zaman yıldırım aşkı ya da ilk görüşte aşk gibi durumlara inancın yok sanırım dimi?

   Sanırım yok :) En azından benim başıma gelmedi ve umarım gelmez. Kimse sonunun Psike ve Eros gibi olmasını istemez :)






-Hayvan sever olmanı çok seviyorum :) Kedilere aşığım diyorsun bu süper bir şey ,hiç kedin oldumu? Ya da bir kedi evlat edinmeyi düşünüyor musun? Birde neden köpekler değil de kedilerin ayrı bir yeri var sende? :)


  Hiç kedim olmadı :) Hayvanları gerçekten çok seviyorum ama sorumluluk alma konusunda biraz sıkıntım var. Çok düzenli bir hayatım yok zamanımın çoğu dışarıda geçiyor yeri geliyor bazen eve bile uğrayamadığım oluyor. Bunu bile bile bir kedi evlat edinmek ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü evlat edineceğim kedi benim için sadece bir kedi değil. O bir canlı ilgiye sevgiye ve özene ihtiyacı var. Onu yalnızlığa terk edemem. Köpekleri de inanılmaz severim :) Kedilerden daha kolay iletişim kurulabilen özel canlılar onlar. Ama kediler :) çok farklılar benim için. Hatta kedigiller desem daha doğru. Yaratılışlarında bir asalet var sanki hem yırtıcı hem boyun eğmez güçlü duruşları güzellikleri yürüyüşleri, içlerinden geldikleri gibi davranışları :) Özgür ruhlarına aşığım ya da özgür ruhlu her şeye…:)





-Bu resmi görünce hemen aklıma Red Hot Chilli Papers'ın “road trippin’ ” şarkısı geliyor (işte şarkıda burda merak edenler için )


  Bende bayılırım sevdiğin kişilerle yada yalnız olarak yolculuğa, aksi çin işkencesi oluyor tabi o ayrı :) Şu ana kadar yaptığın en güzel yolculuk hangisiydi ve gelecekte “kesinlikle yapmalıyım” dediğin bir yolculuk var mı, onu nasıl hayal ediyorsun?

    İtiraf etmeliyim ki birçok kez iyi yolculuk yaptım güzel insanlarla :) Biriside seninleydi ve gerçekten çok özel bir zaman dilimiydi birbirimizi tanımamız açısından :) İyi bir yol arkadaşısın kesinlikle ve dilerim daha birçok kez güzel yolculuklara gideriz birlikte.  Dünyayı gezmek istiyorum :) lükse düşkün biri değilim. Bir sırt çantası belki uyku tulumu bilemiyorum.  İnsanları tanımak, tarihi öğrenmek, yanlışları görmek, doğruları özümsemek kimi zaman isyan kimi zaman şükür (insanların sesi olmak için) ve en önemlisi kendimi bulmak istiyorum :) Özgür olduğumu hissetmek istiyorum.  




-Bir kere filmleri yönetmen isimleriyleriyle ayrıştırmaya başlayanların ciddi bir film aşığı olduğu fikri oluşmaya başladı bende.Senide bir film aşığı ilan edip , neden Tim Burton diye sormak istiyorum ve sence en iyi ilk 3 Tim Burton filmi sence hangileri ve neden?
  :) Film izlemeyi gerçekten seviyorum.  Tim Burton farklı hissettiriyor. Hiçbir şeyin aslında normal olmadığını cesurca gösteriyor, farklı olmaya çalışmıyor zaten farklı. Bence içinde derinliklerinde öyle şeyler var ki anlaşılması zor olan onları kendine özgü bir anlayışla ifade ediyor olabilir. En zor soru ilk 3 hepsini seviyorum ama 3 tane olacaksa bir sırama yapmadan söyleyeceğim ya da farkında olmadan sıralama da yapıyor olabilirim emin değilim :)
1-Big Fish
2- EDWARD SCISSORHANDS( Makas Eller)
3-CORPSE BRIDE(Ölü Gelin)
4-Beetlejuice(BeterBöcek)
Üç tane demiştin ama zorla 4’e indirdim.  Beterböcek’in bende inanılmaz farklı bir yeri var ilk izlediğimde sanırım 6 yaşındaydım :) (itiraf etmeliyim korkmuştum :) )




-Aykırı ve farklı olmayı çok seviyorsun ama neden?Çünkü (her nekadar senle hem fikir olsamda :) genelle aynı olduğunda,koyun gibi güdüldüğünde her zaman yandaşların olur ve toplumda illa ki kolayca yolunu bulursun oysa aykırı olmak herkesin özelliklede aynı olanların seni sorun gibi görmesi demektir çoğu zaman,neden zoru seçiyorsun ve hatta seviyorsun?

   Farklılıkları seviyorum. Farklı düşünüşleri, yaratılışları, hisleri vs. vs.  Ama doğal olanlarını içten gelenleri, farklılık için bir çaba gösterilmeyen yaratılıştan ötürü olan farklılık ve uyumsuzlukları seviyorum. Aykırı davranışlardan özellikle kişiye ait olmayan aykırılıklardan çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü insanlar farklı olmaya çalıştıkça daha da batıyor ve etrafıma baktığımda farklı olmaya çalışan ama her yönüyle birbirine benzeyen insan topluluğu görüyorum.  Bu insanlar genellikle çevrelerindeki insanları şikayet ederler ama aynı şeyi kendileri yaparlar. Ben kendi olan içinden geldiği gibi davranan ve gerçekten farklı olup yeri geldiğinde yok yere dışlanan o farklı güzel insanları seviyorum.  



-Aynen :) Ancak bunu çoğu kişi anlamaz yada anlamak istemez bu sebeple senin bize bunu açıklamanı rica ediyorum. Neden evde yalnız olmayı çok seviyorsun? Aileni yada arkadaşlarını sevmiyor musun ki yalnız kalmak istiyorsun? Üstelik yalnızlık asosyallik değil midir? (katiyen böyle düşünmüyorum kuzum biliyorsun sadece karşıt düşündekilerin gözünden durumu yorumlayarak sana soru sormaya çalışıyorum:)
  Öncelikle yalnızlığı çok seviyorum ve yalnız kalmaktan korkmuyorum. İnsanlara yalnızlık bir felaket değildir diye de haykırmak istiyorum :) Elbette ailemi ve arkadaşlarımı çok seviyorum ama bazı anlar vardır doğruyu görebilmek için yalnızlık gerekir. Her zaman söylerim yalnız doğduk, yalnız öleceğiz. En iyi ve samimi arkadaşta odur, içinde bulunduğun en zor anlarda o yanındadır ve sadece onun sayesinde güçlü olmayı öğrenebilirsin. Bence insanlar büyümekten korktukları için yalnızlıktan korkuyor, sevilmemekten korktukları için yalnızlıktan korkuyor, eleştirilmekten korktukları için yalnızlıktan korkuyor ve sonuç olarak olmadıkları bir kişiyi oynamaya mahkûm kalıyorlar :) karşınızdaki sizi değiştirmeye çalışacak ve olmadığınız bir kişiyi oynayacaksanız yalnız olmak size bahşedilen en büyük özgürlük olmalı. Siz insanlara değer vermeye, sevmeye içinizden geldiği gibi davranmaya devam edin emin olun hiç yalnız kalmayacaksınız :) Asosyallik mi? :) bence asıl asosyaller facebook , twitter üzerinden sosyal olmaya çalışanlar. Elbette toplu bir mesaj vermek açısından ve bir iletişim ağı açısından sosyal medyayı çok faydalı buluyorum ancak laf çarpıtma vs. gibi çocuk oyunları yapanların hiçbir iş ve uğraşıları olmadığını düşünüyorum. Tabi ki genelleme yapmak istemiyorum. :) Her neyse. Bir arkadaşımla konuşmamız esnasında seçilmiş yalnızlığın güzel olduğuna karar vermiştik. Benim yalnızlığım seçilmiş bir yalnızlık sanırım o sebeple seviyorum.  

   Buseciğim ile sohbetimiz bu kadardı ancak daha sormak istediğim bir çok şey kaldı diye bilirim çünkü biz sohbet ederken zaman çok çabuk geçiyor ve hiç sıkılmıyoruz.Umarım sizde okurken aynı duyguları paylaşırsınız :) Tekrar Buse'ye bize zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum ve zorlukları olsada "olmuş olduğu insan " olduğu için onu hem tebrik ediyorum hemde onu sevme sebeplerimin başına yazıyorum bu maddeyi :) Biraz klişe olacak belki ama cidden kalbi kadar güzel insanlarla karşılaşmasını ve hayattan istediği herşeyin meydana gelmesini temenni ediyorum.En kısa zamanda yine,yeni bir röportaj için bir araya gelmek dileğiyle Busecim :) ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder